Tarih: 04.05.2017 02:35

PROF. DR. KILINÇKAYA´DAN UZUN SOLUKLU KONFERANS

Facebook Twitter Linked-in

 

Türk Ocakları Karabük Şubesi tarafından düzenlenen 'Türk Milliyetçiliği ve Ülkücü Gençlik´ adlı konferansa konuşmacı olarak katılan Prof. Dr. Mehmet Derviş Kılınçkaya, "Harika bir söz var. Üstte mavi gök çökmedikçe, altta yağız yer delinmedikçe, senin ilini ve töreni kim bozabilir? Bu bir özgüvendir. Türk milleti bütün tarihi boyunca bu özgüvene dayanarak, dünyada benzeri görülmeyendir. 3 kıtada bağımsız devletler kurup atlarının nallarının çiğnemediği toprak parçası kalmayan yegane millettir Türk milleti ve o milletin mensubu olmak hakikaten çok kutsaldır. Hiç bilmediğiniz tanımadığınız coğrafyalara çıkıyorsunuz. Fethediyorsunuz ve yaşıyorsunuz." dedi.

 Prof. Dr. Mehmet Derviş Kılınçkaya, yakın zamanda Aral gölünün sularının çekildiği ve 28 tane Oğuz şehri ortaya çıktığını Türkiye´nin dışında Fransız, Japon Alman, Koreli arkeologların 28 şehirde kazı yaptığını ifade ederek bu kazılara Türk devleti olarak katılımın olmadığını sadece bir kazıya Prof. Dr. Yücel Şenyurt´un katıldığını ve buradan elde edilecek malzeme tarihin değişmesine yardımcı olacağını ifade etti.

 Türk milletinin tarihi boyunca bağımsızlıkla, istikrar sahibi olarak, müstakil yaşamış, istiklaliyle yaşamış bir millet olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Mehmet Derviş Kılınçkaya, "Egemen olduğu coğrafyayı fethedip müstakil bir devlet olmuştur." dedi.

 Prof. Dr. Mehmet Derviş Kılınçkaya, Türk kültürünün güçlü bir kültür olduğunu ve etkileşim içerisinde olduğu kültürlerle sentez niteliğinde varlığını sürdürdüğünü ifade ederek Türk milletinin İstiklal´e, bağımsızlığa olan bağlılığının değişmediğini ifade etti.

 Sözlerine "Türkiye Cumhuriyeti´nin marşının adı İstiklal Marşı´dır. Türk milleti adına hareket eden 1. Meclis bu ismi benimsemiştir. İstiklal Marşımız kadar bizi anlatan ikinci bir milli marş bulamazsınız. İstiklal sahibi olmak, müstakil yaşamak ve ancak Allah´ın karşısında eğilmek Türk´ün karakterinde değişmeyen en temel özelliğidir." diyerek devam eden Prof. Dr. Kılınçkaya, "19. yüzyılda biz bu vasfımızdan çok şey kaybettik. Osmanlı Devleti 19. Yüzyılda okuduğumuzda ve anladığımızda siyasal ve kültürel model olarak kabul edilecek örnek oluşturmuyordu." dedi.

 Prof. Dr. Mehmet Derviş Kılınçkaya 19. Yüzyıl döneminde Yunanlılara karşı kazanılan savaş hariç diğer savaşlarda yenilgilerin alındığını ifade ederek "Ordunuz yok mu müstakil devletimiz olamaz. Eğer Türk Ordusunu yok ederseniz Türk´ü yok edersiniz. Devletin varlığı ordusudur." dedi.

 "Türk milletine ihanet eden herkes affetmeyeceğimiz düşmanımızdır."

Prof. Dr. Mehmet Derviş Kılınçkaya, Ergenekon, Balyoz gibi oz´lu, öz´lü kelimelerle Türk ordusunun yıpratıldığını belirterek "Amerika´nın köpekleri tarafından, bir akademisyenin bu tabirleri kullanmasını tasvip etmiyorum ama köpeğin sadakat vasfı vardır ama bunlar kemik yedikleri kapıdan başka kapıya koşan hainlerdir. Bunu kim yapıyorsa üstüne alınsın. Türk milletine ihanet eden herkes affetmeyeceğimiz düşmanımızdır." dedi.

 Osmanlı Devleti´ni vergi toplayamayan devlet olarak nitelendiren Prof. Dr. Mehmet Derviş Kılınçkaya, "Devletin bütün fonksiyonunu yerine getirmesi vergiler aracılığıyladır. Müstakil olmanın birinci şartı vergi toplayabilmektedir. Osmanlı 1800´lerde bunu kaybetti." dedi.

 Prof. Dr. Mehmet Derviş Kılınçkaya, Türk milliyetçilerinin Avrupa Birliği ile ilişkiler konusunda şikayetçi olduğunu dile getirerek, "Devleti yönetenlerin hakları koruyamadığını ifade ediyoruz. Ama bu kapıyı biz açtık. Biz Batılılara ülkemizdeki reform hareketlerinin denetleme hakkı verdik. Osmanlı Devleti´nin Avrupalı kabul edilmesi 1854 şartlarında kabul edilmişti oldu mu olmadı. İyi şiir okuyup, güzel sözler söylemek tarih bildiğiniz anlamına gelmez. Okuyarak tarih öğrenilir." diyerek Batı´nın ancak çıkarları gerektiği kadar Türk Milleti´nin yanında durur gibi gözüktüğünü Batı´ya düşman olmadığını ancak Türk Milleti´nin menfaatlerine göre hareket edeceğini belirterek, ""Türk milletinin karşısında duran her şey Türk milliyetçilerinin rakibidir. Bunun için çalışır bunun için ter döker." dedi.

 "İhaneti gördüğünde de cezasını verir."

 Prof. Dr. Mehmet Derviş Kılınçkaya, "Osmanlı bizim ecdadımızdır. o devleti biz kurduk. Türkler kurdular. Türkler kendileriyle yaşamayı kabul edenlere kapılarını açtılar. Türk´ün kafasında dini rengi ne olursa olsun esas olan insandır. Türk kendisiyle birlikte yaşayana tahammül eder. İhaneti gördüğünde de cezasını verir. 19. Yüzyıla kadar bizimle yaşayan Ermeniler bize ihanet etti. İçerden vurdular. 1915´te bizim yok olmamıza sebep olacaklarını gördüğümüzde cennet mekan Talat Paşa´nın organizasyonuyla tehcire tabi tutuldu." dedi.

 Ermenilerin tehcir konusunda çöle sürüldüğünü ifade edenlere de cevap veren Prof. Dr. Mehmet Derviş Kılınçkaya, "Şam´a Beyrut´a Halep´e sürdük. Çöl dediğiniz şey Şam´dan 60 km sonra başlar. Beyrut fert başına su oranının Orta Doğu´da en bol olduğu yerdir. Halep´i söylemeye gerek görmüyorum çarşıya girdiğimizde zenginliği görülüyor." dedi.

 Prof. Dr. Mehmet Derviş Kılınçkaya, dert ve problemin çok olduğunu, hakikatleri anlatma ihtimali bulunan kimselerin önplana çıkarılmadığını ifade ederek Türk Milletinin helal süt emmiş evlatlarının sayısının az olmadığını vurguladı.

 "Özgüveni ahmaklığa da taşımaya gerek yoktur."

 Prof. Dr. Mehmet Derviş Kılınçkaya, "İstiklal Marşı´nı iyi anlamalıyız. Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak, sönmeden yurdumun üstünde en son ocak. Bir Türk´ün ocağı tütüyorsa Türk vardır, kaygı duymaya gerek yoktur. Bu özgüveni ahmaklığa da taşımaya gerek yoktur. Boş bir güven duygusuyla ayakta duramayız." dedi.

 Osmanlı Devleti´nin yok olacağı görüldüğünde 1876´da anayasalı bir rejim kurulduğunu, bürokratlar yetiştirmek için okullar kurulduğunu ifade eden Prof. Dr. Mehmet Derviş Kılınçkaya, "Bürokrat devleti yöneten yasaları uygulayan adamdır. Biz bürokrat yetiştirmek için yeni okullar açtık, iyi subaylar yetiştirmek için Harbiye´yi kurduk. Biz devlet olmanın gerekliliğini biliriz. Türk´ün devletsiz olduğu bir tarihi gösteremezsiniz. 600-700 yıl öncesinde İngiltere, bin yıl öncesinde Fransa, Arap devletlerini göremezsiniz. 2 bin yıla gittiğinizde Çinliler ve Türkler. Orta Asya´da bizim adımızı sürdürmeye devam edem Kazak ve Kırgız Türk´ü kardeşlerimi minnetle anıyorum. Bütün ızdıraplara rağmen mücadeleyi sürdürdüler. Millet olmak budur. Bulundukları coğrafyayı muhafaza edip elinde bulunduran Çinliler ve Türklerin devlet tecrübesi o yüzden yüksektir." dedi.

 "Milletim dediğiniz zaman bu milletin adını koymalısınız."

 

/resimler/2017-5/4/0242463700143.jpg

Prof. Dr. Mehmet Derviş Kılınçkaya, "Türk milleti sembolü gibi bozkurttur. Bu millet büyük devlet kurmayı prensip edinmiştir. Büyük devlet kurmak. En kötü çağımızda bile kendimizi Uganda´yla Kongo´yla mukayese etmeyiz. En büyük devletlerle mukayese ederiz. Büyük millet olmanın büyük devlet kurmayı gerektirir. Bir nefeste çöken devlet olmaz. Bir nefeste çökme üzere devlet kurulmaz. Bir adama bağlı millet olmaz, bir adama bağlı devlet kurulmaz. Millet geçmişi inşa etmiş olan, bugünü yapmış olan ve geleceği inşa edecek olan toplumdur. Milletim dediğiniz zaman bu milletin adını koymalısınız. Benim milletim dediğinizde Türk diyemiyorsanız bunu ancak cehaletle izah edersiniz. Biz cehaleti izah edemeyiz." dedi ve Maturidiliğe göre cahilliğin günah olarak sayıldığına vurgu yaparak, "Biz Türküz, Müslümanız. Bütün itikadı mezhepler içerisinde sadece Maturidilik cahilliği günah olarak tanımlar. Bizim itikadi meshebimiz Maturidiliktir. İmam Maturidi´ye göre günahtır. Cahilliği hoş göremeyiz. Benim milletimin adı var. Devletimin de adı var, bayrağımın da adı var. Benim adım Türk, benim devletim Türk Devleti, benim bayrağım ay yıldızlı al bayrak, Türk bayrağı." dedi.

"Biz kimden korktuk ki. Bizim korktuğumuz sadece Cenab-ı Hak´tır." diyen Prof. Dr. Mehmet Derviş Kılınçkaya,  Türk milletinin istikbali kaybettiği günde 40 yiğidiyle Kürsad´ın Çin sarayını basıp Vey ırmağında kanını sel gibi akıttığını, Mustafa Kemal Paşa´nın her şeyin yok olacağının düşünüldüğü günde Türk bayrağını yeniden göndere çektiğini belirterek, "Türk ölmez. Cihan yıkılsa Türk yıkılmaz diyor Kazım Karabekir Paşa." dedi.

 Türkiye Cumhuriyeti´nin temellerinin açık olarak tanımlandığını temelinin yüksek Türk kültürü olduğunu dile getiren Prof. Dr. Mehmet Derviş Kılınçkaya, Türkçülüğün önde isimlerinden Hüseyin Nihal Atsız´ın şiirinden 'Ülkü denen nazlı gelin erde şan ister, büyük devlet kurmak icin büyük kan ister.´ dizelerini hatırlatarak, "Türk milleti bu kanı Balkan savaşlarında döktü, akıttı kanını. İstiklal harbinde döktü, akıttı kanını." dedi.

 "Okumak lazım, anlamak lazım."

 Prof. Dr. Mehmet Derviş Kılınçkaya, Atamız Bilge Kağan´nın yazıtlarda bahsettiği konularda bilgiler vererek tarihten ders alınması gerektiğini ve yazıtların Orhun ırmağının kıyısına yapıldığını ifade ederek, "Bu coğrafya hep Türk´ün diye düşünmüş öyle de olmuş. Moğolistan dediğimiz arazinin üçte biri Kazak Türkleridir. Bir devlet kurduk, programını oluşturduk ve bunu Türk kültüründe oluşturduk. Cumhuriyet´i ilan ettiğimizde iğne, kibrit yapamıyorduk. Kefen bezini dışarıdan alıyorduk. Milleti bir tren katarına benzetebiliriz. Lokomotif milletin aydınlarıdır. Okumuşları ve yöneticileridir. Hepimiz İnkılap Tarihi okuduk. 2. Meşrutiyet ilanında Yarbay Atıf, Şemsi Paşa´yı vurdu Selanik´te. Şemsi Paşa okuma yazma bilmez Yarbay Atıf Harbiyeli. Cehalet daima karanlık, bilginin düşmanıdır. Mevlana´yı çok seviyorlar. Okumak lazım, anlamak lazım. Sevgi iyi bir şeydir. Ama sevgi bilgiye oturtulmazsa bir şey ifade etmez. Cahiller münakaşa etme der. Dışarıdan bakan ikinizi ayıramaz. Cehl kelimesinin kendisi karanlık demektir. Bunu ortadan kaldırmak gerekiyor. 1941´de Türkiye´de 17 lise var. Bin çocuktan 130 tanesi ölüyor. Sıtma, tifo, kolera yaygın salgın hâlinde. Anadolu imparatorluk döneminde kendi haline bırakılmış o kadar perişan olmuş ki anlatılamaz. Osmanlı´yı biz kurduk, hanedanı başımıza biz getirdik, devlet Türk´tür. Bu devleti kurduğumuzda bu tarihi tecrübeleri bilen Mustafa Kemal Paşa vardı. Büyük askerdir, büyük siyasetçidir." dedi.

 "Atatürk´ün atılımlarının çok rasyonel olduğunu düşünüyorum."

 Devletin ideolojiyle yönetilemeyeceğini dile getiren Prof. Dr. Mehmet Derviş Kılınçkaya, "Devlet İdeolojik saplantıyla yönetilmez. Tercihleri Türk milleti yaratmaktı. Kendi dilini, kendi kimliğini, geçmişine sahip çıkan, ondan güç alan genç bir millet yaratmaktı. Bütün hayatını buna vakfetti. En zengin adamıydı. Bütün bunları millete bıraktı. Ailesine hiçbir şey bırakmadı. O öyle bir insandı. Koyu bir Türkçü hava vardı. Milli tarih, milli dil. Ben bu konuda Atatürk´ün atılımlarının çok rasyonel olduğunu düşünüyorum." dedi.

 "Bir Türk çocuğuna nasıl İngilizce eğitimi verirsin."

 İlk batı tarzı okullarda Fransızca eğitiminin verildiğine dikkat çeken Prof. Dr. Mehmet Derviş Kılınçkaya, "Zannedilir ki Ömer Seyfettin ve diğer Türkçülerin yaptığı dilde sadeleştirme fantezidir. Bir Türk çocuğuna nasıl İngilizce eğitimi verirsin. Dili öğret." dedi.

 "Türk milleti ve Türk devleti ebediyen var olacak."

 O dönemlerde Koyu Türkçü hava içinde bir takım Türkçü dergilerin çıkmaya başladığına değinen Prof. Dr. Mehmet Derviş Kılınçkaya, "Mesela Orhun dergisi. Atsız Bey Orta Asya´ya taşıyor bizi.Atsız Bey,  'Analım Tunga Er efsanesini, duyalım geçmişin erkek sesini, bürüyüp Tanrıdağ´ın çevresini, yine Gök Türk olalım´ diyor. Atsız Beyi en iyi anlatan şiir, 'Bir kemiğin ardında saatlerce yol giden, itler bile gülecek kimsesizliğimize.´ Biz yürümeye devam edeceğiz. Kutlu hedefimiz var bizim. Türk milleti ve Türk devleti ebediyen var olacak. Bu Türk Milliyetçileriyle mümkün olabilecektir. Büyük Atatürk´ün dediği gibi düşüneceğiz, çalışacağız, güveneceğiz." dedi.

 "Bize Türk derler. Balık değiliz, balık hafızalı millet değiliz."

 Prof. Dr. Mehmet Derviş Kılınçkaya, birilerinin şahsi çıkar ve istikbal düşüncesiyle hareket ettiğine değinerek, "Türk milliyetçilerinin ilk endişesi istikbali değil Türk milletinin istiklalidir. Ülkücü derler. Bu kimliği zedelemeye çalışanlar bilerek ve bilmeyerek gafletle bunu karşılamaya çalışanlar ağır bedeller ödeyecektir. Bize Türk derler. Balık değiliz, balık hafızalı millet değiliz. Bu milletin içinde çok akıllı olanlar vardır bu çok akıllıların çoğu Ülkücülerden çıkar. Milletin aldatılmasına asla izin vermezler. Tek farkları budur. Ölürler, milleti yaşatırlar. Herkesin kaçtığı günde bütün kuduz itleri topladılar, tünellerden çıkardılar, bizim çocuklarımız yaptı bunları. Kimse Ülkücülerin hafife alamaz. Aldıklarında ne kadar ağır bedeller ödediklerini gördüler. Biz tünel, barikat dinlemeyiz dediler ve parçaladılar. Aynı şeyi birileri düşünüyordu. Tarihimizin 200 yıllık tarihi Rusya´yı işin içine katmadan anlaşılamaz. Atsız Beyi, Reha Oğuz Türkkan´ın, Alparslan Türkeş´in Türkçülük yapması Rusya´yı rahatsız etmiştir. Kazakistan´da 'Uzaktaki kardeşime´ şiiri yazılıyor, Türk Milli Mücadelesine destek vermek için. Afganistan´da, Azerbaycan´da, Özbekistan da, Pakistan´da, Kazakistan´da, Kırgızistan´da kızlar yüzüklerini çıkarıp verdiler. Ancak bunların %40´ı Türkiye´ye ulaşmıştır. Komünistler bunları Rus yardımı olarak takdim ettiler. Dün karşı karşıya geldiğimiz komünistlerle belirli noktalarda bir araya geliniyor. Ben kavgaların içinden geldim. Ocak başkanlığı yaptım. Kaç arkadaşımı kollarımda taşıdım. Onların içinde kaygıları vatan olan insanlar da vardı. Bugün onlarla birlikteyiz. Kaygısı vatan olan herkese gönlümüz açıktır. Ayrılıkları bir kenara koyma noktasına yaklaşıyoruz. Milletimizi bir arada tutmak ilerletmek yükselme uğrunda çaba harcamak istiyoruz. Çocuklarımız tok yaşasın, aç hürlerden olmasın." dedi.

 "Çalışarak, okuyarak öğrenirsiniz koltuk bilgi vermez"

  

/resimler/2017-5/4/0244546827692.jpg

"Türkler iyi kılıç kullandıkları iyi at sürdükleri için değil bilgileriyle cihana hükmettiler." diyen Prof. Dr. Mehmet Derviş Kılınçkaya, "Atı biz ehlileştirip sırtına eğer vurulacak türü yarattık. Bunların hepsi bilgiyle olur. Dünyayı değiştiren bilgidir. Atsız Bey çok aşırı tenkitlerde bulunduğu için açığa alındı. Atatürk´ün ölümünden sonra eğitim kimliği değişti. 1944 Şubat ayında Atsız Bey, kendisinin Türkçülüğü bir kan meselesi olarak algıladığı Şükrü Saraçoğlu´nun karşısında buldu. 'En az kan meselesidir diyorsunuz ama sizin üniversitede ders veren, okullarda öğretmen olanlar şunları yapıyor Türkleri aşağılıyor.´ diye açık mektup yazdı. Herkes şaşkın. Türk milliyetçileri tıpkı Türk milleti gibi devletin sahibi oldukları Türkiye Cumhuriyeti´nde Türkçü kadrolar kurmuştu. Türkçüler devletin yaptığı karşısında tecrübe sahibi değillerdi. Hikmeti hükümet bir sırdır. Böyle bir şey tabi ki yok. Çalışarak okuyarak öğrenirsiniz koltuk bilgi vermez . Siz ne kadar değerliyseniz koltuğun değeri o kadar. 1944´te Falih Rıfkı Atay´ın, Hasan Ali Yücel´in gazıyla Sabahattin Ali dava açtı. Gözaltına alındı Atsız Bey. Atsız Bey Ankara garına indiğinde Ankara´nın gençleri karşıladılar. Mahkemeye gidildiğinde hakimler heyeti kapıdan giremedi pencereden sokuldular. Türk gençleri sloganlarla Atsız Bey´i destekleyip öyle heyecan ve şevkle bağırıyorlar ki devleti Türk milliyetçiliğine bağlı kalmaya davet ediyorlar." dedi.

 

Prof. Dr. Mehmet Derviş Kılınçkaya, 1944 Türkçülük Turancılık Davasından Hüseyin Nihal Atsız ile birlikte yargılananlardan birinin de Şarkıcı Tarkan´ın dedesi Fethi Tevetoğlu olduğunu ve Fethi Tevetoğlu´nun büyük Türkçülerden olduğunu söyledi.

 "Doğurganlık bir millet için çok önemlidir."

 Prof. Dr. Mehmet Derviş Kılınçkaya, 3 Mayıs 1944´te Türk Milliyetçisi gençlerinin programının herhangi bir kurum, kuruluş adı altında yapılmadığını ve bununla birlikte Ankara´nın bütün gençlerinin sokakta olduğuna vurgu yaparak, 3 Mayıs´ın bu yüzden önemli olduğunu söyledi. Rusya´nın en çok korktuğu şeyin 'Turan´, 'Türkçülük´, 'Türk birliği´ olduğunu Rusya´nın 10 yıldır 141 milyon nüfusunun olduğunu Kazakistan´ın ise bağımsızlığında çoğunluğunun Kazak Türklerinden oluşmadığı bir ülke olduğunu ama bugün 17 Milyon nüfusu olan Kazakistan´ın yüzde 72´sinin Türk olduğunu belirten Prof. Dr. Mehmet Derviş Kılınçkaya, "Doğurganlığı görüyor musunuz? Rus kadınları doğurmuyor. Doğurganlık bir millet için çok önemlidir. Sonuç itibariyle yaş ortalaması yükseliyor aktif nüfus azalıyor. Doğurganlığı ortadan kaldıracak her şey bizde alışkanlık olarak ortaya çıkartıyorlar." dedi.

 "Ülkü Ocakları, Türk milletinin göz bebeğidir."

 Prof. Dr. Mehmet Derviş Kılınçkaya Ülkü Ocaklı gençlerin kavgayla, gürültüyle işinin olmadığına vurgu yaparak Ülkü Ocakları´nın kötü alışkanlıkları önlemek için var olduğunu belirtti ve "Gençliği koruyamıyorsanız geleceğinizi koruyamıyorsunuz demektir. Ülkü Ocağı Türk milletinin hizmetkarıdır. Ülkü Ocakları, Türk milletinin göz bebeğidir. Öyle kalmaya devam etmelidir." dedi.

 Prof. Dr. Mehmet Derviş Kılınçkaya, vatan ve millet uğruna toprağa düşmüş şehitlerimizin, gazilerimizin, vatan ve millet için uğraşmış Atalarımızın ruhlarının şad olmasını dileyerek sözlerine son verdi.

 

(S. Oğuzhan Doğan)




Orjinal Habere Git
— HABER SONU —