Kişisel hak ve özgürlükler adı altında yapılan eylemler maalesef marjinal gurupları da hareketlendirdi. Gezi Parkı Eylemi adı altında yapılan gösterilerde haklılık payı olduğu kadar yanlışlıklarda bir birini takip etti. Devletin Polis Teşkilatını halkla karşı karşıya getirenler ne kadar yanlışlığın içinde olmuşsa polis güçlerini tahrik ederek yanlış eylem ve sözlerde eylemciler tarafından yapılan çirkinlikler ve yanlışlıklar da malesef fazlaydı. Türk milleti olarak, bölgesel, mezhepsel ve ırksal duygularla hareket etmek ülkeye ve bizlere hiçbir menfaat temin etmez. Türkiye Cumhuriyeti Devletinin fertleri olarak vatanın birlik, beraberlik ve bütünlüğü konusunda genel tepkilerin ortaya konulması maalesef Gezi Parkı adı altında olmamalıydı. Gerçekler üzerine tepkiler konmalıydı. Siyasi kimlikler gelip geçicidir. Önemli olan, devletin kurumlarıdır. Etrafımızda birçok ülkenin hangi sancıları çektiğini hepimiz gözlemliyoruz. Kişisel hak ve özgürlükler adına, demokrasi adına yapılan eylem ve gösterilerin ülkelerin bütünlüğünü hatta huzurunu bozduğunu açıkça görmekteyiz. Türk milleti olarak, kişisel hak ve özgürlüklerimizi kullanacağız diye asker ve polisimizi karşımıza alamayız. Ülkeyi idare eden politikacılarında asker ve polisi milletin karşısına dikme, zor kullanma gibi bir görevleri olduğunu sanmıyorum. Devlet şefkat içinde vatandaşlarına davranmalı vatandaşlar ise, asker ve polisimize şefkat, saygı ile bakmalı ve sevmeli.
Devlet bizim,
Asker bizim ,
Polis bizim,
Vatan bizim,
Velhasıl biz hepimiz bir bütünüz ve bütün kalmalıyız. Etrafımızda ki, ülkelerde olup bitenlere iyi bakalım. Kargaşalardan kimlerin ne umut beslediğini görelim. Suriyeli mültecilerin sayısı 1 milyon 700 bini bulduğu belirtiliyor. Kuzey Irakın durumu belli, ABD Beyaz Sarayda açıklama yapıyor, ülkemin sancıları da belli, işte bunları görelim ve ders alalım. İktidar mücadelesi değil, vatan mücadelesi yapalım. Ben yaptım doğrudur. değil, doğru sandığımızın yanlış olabileceğini görelim ve birbirimizin sesine kulak verelim.